ÜMMİ YUNUS

Bir Bektaşi müridi merak eder,
Gelip Yunus Emre’ye şöyle söyler.

“Ne okuma ne de yazma bilirsin,
Ne Arapça, ne de Farsça bilirsin.

Bunca ilmi nasıl elde eyledin,
Bunca şir’i nasıl oldu söyledin?

Müşkülümü hallediver dervişim,
Dağılsın şu fikrimdeki teşvişim.”

Yunus der ki sual soran dervişe,
“Şaşılacak bir şey yoktur bu işe.

Dillerimi Mevlânâ’dan aldım ben,
Din bilgimi şol Bektaş’da buldum ben.

Şeyh Tabduk’dan şiir tahsil eyledim,
O sebepten nice şiir söyledim.”

Deyince: o mürit şöyle söyledi,
“Mevlana’yı görmedin ki sen” dedi.

Yunus ellerini kalbine kodu,
Bastırıp, o suali cevapladı.

Zahir olmadadır bir İlahî sır,
Eli pırıl pırıl parlamaktadır.

“Gözler sıradan görenler için,
Kalp gözü sadece erenler için.

Kalbini kalplere varan köprüyle.
Sen gözünü yeter ki açık eyle.”

O mürit Yunus’un elini görür,
Bütün varlığını bir hayret bürür.

İbrahim sağır