SEN DÜNYA KOKUYORSUN

Tabduk dergâhına odun çekerken,
Şevkle görevine devam ederken.

Şeyhi bir gün onu çağırıp dedi,
Sırlarla dolu bir söz söyledi.

“Yunus, seni pek sık görmezdik lakin
Dağlardan gelirdi hep güzel kokun.

Son günlerde o kokundan eser yok,
Dünya kokuyorsun şimdi daha çok.”

Dedi ve Yunus’u kazana attı,
Kırk yıl o kazanda onu kaynattı.

Kırk yılın sonunda Yunus’a döner,
“Hala dünya kokuyorsun Yunus der.”

Bu sözler Yunus’un aklını aldı,
O nu çok derin bir melale saldı.

Nefsini hesaba çekti günlerce,
Derdini içine döktü günlerce.

Hizmetimde riya mı var acaba?
Heba mı oldu ki bu kadar caba?

Diye düşünerek perişan oldu,
Dergâhı terk etmek kararı aldı.

Hücresini terk eyledi bir gece,
Dağların yoluna düştü gizlice.

Ertesi gün bakarlar ki Yunus yok.
Şeyh üzülür buna dervişlerden çok.

“Ah Yunus ah biz ne dedik sen n’ettin,”
Dergâhı bırakıp nereye gittin”?

Ah Yunus Ah diye diye üzülür,
İçin için gözünden yaş süzülür.

İbrahim Sağır