EĞRİ ODUN YOK MU?-7

Dergâhta bir iş görmen gerek,
Muradına ermen gerek.

İşi vardır her dervişin,
Odunculuk olsun işin.

Yunus kırk yıl erinmeden,
Hiç usanıp yerinmeden,

Odun taşıdı dergâha,
Meyletmedi aha, vaha.

Hep taşıdı doğrusunu,
Getirmezdi eğrisini.

Otuz sene odun çekti,
Sırtında yaralar çıktı.

Şeyhi Yunus’u severdi,
Yeri geldikçe överdi.

Diğer dervişler kıskandı,
Bir fitne ateşi yandı.

Dediler” bu ağır işi,
Niçin yapar bu er kişi?

Şeyhin kızındadır gözü,
Onun için yanar özü.

Böyle bir düzen kurdular,
Şeyhe bunu duyurdular.

Tabduk Yunus’u tanırdı,
Ona içten inanırdı.

Bir gün çağırdı Yunus’u,
Ona sordu şu hususu,

“Yunus Can gel hele beri!
Odun yok mu dağda eğri?

Getirirsin hep düzünü,”
Yunus eğerek yüzünü,

“Dedi”Şeyhim bu dergâhı,
Bozar eğri odun dahi!

Burası Hak kapısıdır,
Tabduk Emre tapısıdır.

Eğri adam dahi girmez,
Buna Allah izin vermez.”

Tabduk baktı dervişlere,
Eğikti yüzleri yere,

Nadim olup üzüldüler,
Utanç ile ezildiler.

Tabduk Emre karar verdi,
Kızı Yunus’la everdi.

Bu kız Kur’an okuyunca,
Kurt, kuş susardı duyunca.

Akan sular akmaz olur,
O ses ile huzur bulur,

Duyan kendinden geçerdi,
Öyle eşsiz bir cevherdi.

İbrahim Sağır