Lider, Muhammed Mursi İsa el Eyyat

“
Bir kötülüğün cezası yine onun gibi bir kötülüktür, ama kim affeder, bağışlarsa onun mükâfatı Allah'a aittir. Şüphesiz ki Allah, zalimleri sevmez.” ŞÛR süresi, 40. ayet

Kur’anı ezbere bilen bir hafız, adil bir lider.
Ordunun değil, halkın seçtiği lider
Devlet dairelerinde resmini astırmayan bir lider
Serveti olmayan, kirada oturan bir lider
Müslüman bir lider
Anayasamız “Kur’anı Kerim Olsun” diyen bir lider
Şehit olmak en büyük arzumdur diyen bir lider…

1960 yılında seçimle başbakan olan Adnan Menderes ve arkadaşları idam edildi. Hala yarası ve acı hatıraları konuşuluyor, dizilere konu oluyor. Bu vehim hadiseden 45 yıl sonra günümüzde, onun yolundan giden, onun yapmak istediklerini yapan, cumhurbaşkanlığını meclisteki kargaşalı seçimlerle değil, halkın iradesiyle seçilen bir cumhurbaşkanımız var. Orta öğretime kadar okullarda başörtüsü serbestliği var günümüzde, dışa bağımlılığımız gittikçe azalıyor. Dünyada Gayri Safi Milli Hâsıla yönünden 17. büyük ekonomiye sahibiz. Duble yollar, dağların delindiği otobanlar, büyük şehirlerde metrolar, doğal gaz yaygınlığı… Artan AVM’ler, yükselen gökdelenler… 45 sene sonra, Türkiye hak ettiği yeri buluyor. Ne kadar İslami yaşamın önüne engel konduysa, daha da artan samimi bir İslami akım ve paylaşımla daha da artan bir güzelliğe eriştik, elhamdülillah! Olaya bir siyasi çekişme şeklinde bakmak yerine, var olanları ve yapılanları alkışlamak lazımdır.

Adnan Menderes öldü ama öylesi bir nesil geldi ki, onun mirasına sahip çıktı. Bugün ise, Mısırda seçimle başa gelen Mursi, 106 kişiyle birlikte idama mahkûm edildi. Mısır’daki zalim ve sömürüye dayanan, İslami direnci yok etmeye çalışan ithal güçlerin piyonları, Allah’ın güç ve kudretinden habersiz ve geçmişinden ibret almayarak, yine aynı yanlışın içindeler. Zalimin hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır.

Müslümanlığa inanmış kişilerin, çok “OKU” ması lazım. Öğrendiklerini yaşaması da gereklidir. Kardeş olmayı bilmelidirler. İslam birdir, tebliğ edildiği haliyle mevcudiyetinden taviz verilmemiştir. Yalnızca, Mısır insanında olduğu gibi, hem fakir ve hem de cehaletin kol gezdiği toplumlarda bu gibi devrimler hep olagelmiştir. Ölümle korku salmaktadırlar kalplerine ama Allah yolunda öldürülen kişi, şehittir. Ne güzel bir ölüm çeşididir. Zalimden neden korkuyorsun Müslüman kardeşim? Sonuçta bizde öleceğiz, ölüm hak ama nasıl öleceğimiz de önemlidir. Çünkü öldükten sonra dünyaya dönmek mümkün değildir. Ölende bu dünyada ne yaptıysa hesabını Allah’a ve hak sahiplerine santim şaşmadan verecektir. Ölmek, şehit için bir rahmettir, ona ne güzel bir hediyedir. Ancak, kalan için, bu zalimliğe son verecek kişi veya kitleler olmadıkça, kendi üzerine düşen sınavı kaybetmiş olarak, Allah korusun, zalime yardım etmiş durumuna düşecekler ve böylece Allah’a dönüp yapmadıklarından hesap vereceklerdir.

Kimin yanında olmamız gerektiğini iyi analiz etmemiz gerekiyor. Geçmişte bu gibi senaryoları ve çirkin yaklaşımları ibretle yaşantımızda ve aklımızda yer etmemiz de gerekiyor. Bir Mursi ölür, binlercesi hayata gözlerini açar. Binlerce doğan masum çocuğu öldürür firavunlar da, Allah yolunda gidecek Musa’yı ise büyütür de, farkına varmazlar…

Mursi kardeşimize, Allah yar ve yardımcısı olacaktır ama ya bu gerçeğe deve kuşu gibi başını kuma gömerek bakanlar? Allah bize gör dediğini görenlerden, ibret almayı bilenlerden olmayı nasip eder inşallah!


Saffet Kuramaz