Edeb ve sevgi, kalbleri birleştirir
02.06.2013
Edeb; güzel hâllere, huylara sâhip olmak, utanılacak hareketlerden sakınmak, her hususta haddini bilip, sınırı gözetmek hâlidir. Peygamber efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde; (Rabbim beni en güzel edeble, edeblendirdi) buyurmuştur.

Kişinin sözleri, hareketleri, insanlarla olan muâmeleleri, oturması, kalkması kısacası bütün davranışları, ya kendi nefsine veya Allahü teâlânın bildirdiğine, emrettiğine göredir.

Kendi nefsine göre hareket edenler, kibirli, kaba, egoist olurlar, kendilerine de, çevresindekilere de zarar verirler. Bunlar kırıcı olurlar, herkesi incitir ve üzerler. Böyle kimseler sevilmez hatta nefret edilir. Kalblerinde merhamet olmadığı için canavardan, en korkunç hayvandan daha zararlı olurlar. Bunların insanlıktan, merhametten, iyilikten söylemesi, kendi menfaatlerine, hayvânî, şehvânî arzularına kavuşmak için birer tuzaktır. Şems-i Tebrîzî hazretleri; “Âdemoğlunun edebden nasîbi yok ise insan değildir. Âdemoğlu ile hayvan arasındaki fark budur. Gözünü aç ve gör ki bütün Allahü teâlânın kelâmının mânâsı, âyet âyet edebden ibârettir” buyurmuştur.

CENAB-I HAKKIN RIZASI...
Allahü teâlâya îmân edip, Onun emirlerine göre hareket edenler ise, her hareketlerinde, cenâb-ı Hakkın rızâsını gözetirler. Büyüklerine hürmet ederler, küçüklerine şefkatle yaklaşırlar. Kalbleri, Hak teâlânın evi kabul ettikleri için, kimsenin kalbini kırmazlar, insanları incitecek hareketlerden, sözlerden sakınırlar. Yemelerine, içmelerine, oturmalarına, giyimlerine dikkat ederler. Başkalarını tiksindirecek, mahcup edecek söz ve hareketlerden sakınırlar. Çok bilmeyi değil, doğru bilgileri öğrenmeyi ve bunlarla amel etmeyi tercih ederler. Zira edeb ve sevgi, kalbleri ayırmaz, birleştirir. Yûnus Emre hazretlerinin; “İlim meclislerinde aradım kıldım taleb, ilim geride kaldı, ille edeb, ille edeb” beytindeki ölçüyü kendilerine rehber edinirler.

Hazret-i Ali buyuruyor ki:
“Şerefül insan bil ilmi vel-edeb, lâ bil mâl-ı vel haseb. Yani insanın şerefi, kıymeti, ilmi ve edebi ile ölçülür. Malı ve baba ve dedeleri ile değil!”

Abdullah bin Menâzil hazretleri; “İnsanlar edebe, ilimden çok daha fazla muhtaçtır” buyurmuştur.

Edeb, bendenin, vücûdun kendisini Hak teâlânın irâdesine tâbi etmektir. Hakkı kendi irâdesine tâbi etmemektir. Hak teâlânın fermânına muntazır, hazır olmaktır.

Bu din, edeb dînidir, tevâzu dînidir. Câhil olan, cesûr olur. Kendini âlim sanır. Hâlbuki, âlim olan tevâzu gösterir. Tevâzu göstereni Allahü teâlâ yükseltir. Seyyid Abdülhakîm-i Arvâsî hazretleri; “En büyük edeb, ilâhî hududu muhâfaza etmek, gözetmek, Allahü teâlânın emirlerine uymak, yasaklarından sakınmaktır” buyurmuştur.

Ebû Hafs-ı Haddâd hazretleri Allahü teâlâya ve Onun kullarına karşı edeb hakkında buyuruyor ki:
"Allahü teâlâya karşı edeb, onun emirlerini ihlâs ile yerine getirmek, Ondan korkmak, çekinmek. Bir belâ ve sıkıntı sırasında insanlara güzel muâmele, genişlik zamânında yumuşaklık ile, nefsin yoksulluğa düşmekten çekindiği zamanlarda cömertlikle davranmak, gücü yettiği zaman affetmek, insanlara merhamet ve şefkat göstermek, fazîletli olmak, gelmeyene gitmek, kötülük yapana iyilik yapmak ve bütün Müslümanlara hürmet etmektir. Çünkü Müslümanlardan her biri, mutlaka Allahü teâlânın bir lütfuna mazhardır. O bir Müslümanın duâsı, insanı Allahü teâlânın rahmetine kavuşturur.”

Muhammed Ma’sûm hazretleri, sevenlerine her zaman; “Çocuklara dinlerini öğretmekte, edeb ve terbiye vermekte kusûr etmeyiniz!” diye tembihlerde bulunurdu.

İYİ BİR MÜMİN OLMAK
Süleymân bin Cezâ hazretleri de; “Oğluna ve kızına edebi, Kur’ân-ı kerîm okumasını, onlara lâzım olan bilgileri öğret! Çocuklarını küçük iken okut! Her şeyden evvel, Allahü teâlânın râzı olduğu, emrettiği şeyleri öğret! İyi bir mü'min olmaları için gayret et! Büyüdükten sonra, edeb zor olur” buyurmuştur.

Netice olarak İslâm dîni, edeb ve güzel ahlâk dînidir. İslâm âlimleri, terbiyede ve güzel ahlâkta, bizzat öğrendikleri ile amel ederek, yaşayarak, İslâm dîninin mümessili, temsilcileri olmuşlardır. İslâmiyeti dünyâya böyle tanıtmışlardır. İmâm-ı Rabbânî hazretlerinin buyurduğu gibi:
“Din büyüklerinin yolu, baştan sona edebdir.”
osman ünlü makale