Kelimelerin içi delinmiş, hüzün damlıyor deliklerden. Anlatmak istemiyor artık hiçbir kelime kendini. Sözlükteki görevinden istifa etmek istiyor biri. Cümle durdurmaya çalışıyor diğerini; “ sen olmazsan ben anlam kazanmam” diyor… Ve günceme saklanıyor harfler aşk niyetine, bir cümle kuruyorlar sayfanın sol yanına.

Parçalı bir bulut aşk şimdi güncemde, dokunsam yağacak içime! Kayda alınmış sözcükler dilimden birer birer dökülenler. Sahi, az evvel ne diyecektim ben? Ya da biraz evvel ne söylemiştim? Hatırda kalmayan onca kelime yığını! Kurtarmalıyım içimi bu cümlelerden. Kimseye kâr etmeyen kelimelerimi düşmeliyim cümlelerimden. Düşen kelimeleri kendi aralarında istif edip, gönül kervanından aşağı doğru yuvarlamalıyım. Bu olmadı deyip baştan sona silmeliyim tüm yazılanları. Ne çok gereklilik kipi kullandım böyle! Hâlbuki cümle kurarken gereklilik hissetmemeliydim ben! Yazdıklarımı acımadan silmeliydim!

Keşke alın yazısı da silinebilen cinsten olsaydı, beğenmediğiniz vakit üzerine yeni cümleler kurulsaydı. Sahi o zaman yaşamak, yaşamak olur muydu? Ya da soluk alış verişimizin sebebi mahremiyeti, kime zimmetli olurdu?

Bazen böyle sorulara boğuluyor cümleler kendi içinde, sonra birisi çıkıp; “ben cevabım” diyor. Kolay iş değil, zor bir soruya cevap olmak. Sorunun manasını tam anlamıyla karşılamak. Cevap olmaya aday cümle, kesinlikle içlerinden en cesaretlisi diyorum kendi kendime. Sonra sözler var insanı ağlatan, düşündüren, sinirlendiren. Söylenesi sözler var içimize içimize işlenen.

Onca kelime yığını arasından bir teki göze çarpar ya hani, cümle olur kaleminizin ucunda, aşk olur gönül hanenizde, acı olur dökülür gözyaşı niyetine yanaklarınıza, sevinç olur tebessüm ettirir aynalarda… Aslında hayatımızda izi olan o kadar çok kelime var ki… Ağızdan çıkmaması gerekenler var mesela, insanın canını kanata kanata acıtanlar yani. Ağzınızdan çıktıktan sonra telafisi olmayan cümleler ve daha nicesi.

Bunca cümlenin üzerine insanın söyleyesi gelmiyor daha fazla. Ama dil susmak bilmiyor ne fayda! Gönül bağlarını daha sıkı düğümlemeye çalışıyor kelimeler. Kelimeler bir olup cümleleri, cümleler bir olup satır başlarını oluşturuyor. İnsan insana eklenirse ne oluyor peki? Anlamlı bir cümle edebiliyor mu acaba kendi içinde? Zor sorular cevapsız kalmaya mahkûm kendi bendinde!

İnsanız, eksiltili bir cümle niyetiyle yüklemimizi arıyoruz öznesi gizli yarınlarda. Kimi cümleler kurtarmıyor artık bizi, tükettiğimiz bu dünyada. Kelamın hükmü geçmiyor artık kaleme, sayfalar dolusu ağlamışlıklar var ellerimde. Hiç birisi halimi arz etmeye kifayet değil. Ömrü vefa etmiyor kalbimden çıkardığım kurşun kalemin uzun cümleler kurmaya. Ucunu aşk yemişti oysa kısa cümlelerle anlatılmak adına! Özü tek olana kaç cümle kurulabilirdi acaba?

Alfabeden firar eden harfler, ben görmeden cümle heybemin içine girmişler. Suçu yok kimsenin bu işte! Ne onları yirmi dokuz sayıya sığdıranların, ne de benim! Yalnızca yan yana gelmemek adına kaçtılar birbirlerinden. Sevda, hasretin gölgesi üzerine sinmesin istedi. Sıla, gurbeti içine hiç sindiremedi mesela. Ve aşk ayrılıktan yaka paça kaçtı, gönlümün en ücra köşesine saklandı. Boynuna allı pullu bir muska taktı! Kim bilir kaç insan, kaç sözcük okuyup üfledi o muskaya? Hepsinin yarasını sözcüklerle taşıyor boynunda. Hani en çok aşka düşen insan yaralanır derler, yalandır! Aşk, insanlardan daha çok yara alır. Üzerine öyle cümleler devrilir ki, hicabından hiçbir kelime varmaz eline. Kelime bağından cümleler devşiriyoruz yarınlara, hudutlar çiziyoruz ömrümüze. Sükût etmeninde harfleri mevcutmuş, kelime yolunda adım attıkça öğreniyoruz. Susmayı ve iç çeke çeke kelimelerce ağlamayı.

Kelimelerin yükü omuzlarımı ağrıtıyor. Dua niyetine yaşlı bir harf sözler savuruyor yüzüme. Gücümün yetmediği cümleler dolanıyor yüreğime. Yüreğimden akanlar ellerimin ucuna varıyorlar. Olmaz yazamam sizi diyorum, anlamıyorlar! Söz dinlemez öyle çok cümle var ki içimde, yarınlarda söylenmeye gebe!

Kalemin rahmine dolan cümleler sükûtuma dolanan, sancıyı veren tek kelime, tek cümle! Aşk! Üzerine cümle cümle kilit vurmuştum hâlbuki biliyorum ayrılık açtı kapısını. Aşk en çok ayrılığa yakışıyor çünkü!

Defterin solundan başladık yazmaya, sağına geldikçe cümle kelimeler tükendi ellerimde. Hepsi sol tarafa yazılmak istedi bu yazgıda. İkra! Dedi cümleyi yüreğe ilham eden Rab, Kün! Dedi sonra. Cümle secdeye vurdu başını, kurulup çıktı sol yanımdan. İkra! Dedi kendine.

Cümle, kurulupta zuhur edince içimde, aşk söz muskasını çıkardı boynundan. Cümleler muskanın başında, tir tir titremekte, içinden nasıl bir cümle çıkacak diye. Aşk namına her cümlede, şükrettik gönlümüze ilham verene. Söz muskasının içinden çıkan cümle: “Nun ile kaleme ve yazmakta oldukları şeylere andolsun!”

Şükrolsun cümle sözlerin sahibine…

Gülnaz ELİAÇIK/Şehrengiz Dergisi/Sayı Üç

Gülnaz Eliaçık