2 sonuçtan 1 ile 2 arası

Konu: Din Kardeşini Kafirlikle İtham Eden Kimsenin Durumu

  1. #1
    Tecrübeli üye
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    154
    ALLAH cc razı olsun / Teşekkürler
    37
    9 Konusuna 9 Teşekkür Almış
    Tecrübe Puanı
    14

    Standart Din Kardeşini Kafirlikle İtham Eden Kimsenin Durumu

    Ebu Kılâbe yoluyla Sabit ibnu'd-Dahhâk (r.a)'tan rivayet edilmiştir:
    "Sabit, Ebu Kılâbe'ye; Resulullah (s.a.v)'e, ağacın altında (1)bey'at ettiğini ve Allah Rasullunun şöyle dediğini haber verdi:
    Kim İslam'dan başka bir din adına yalan yere kasten yemin ederse, o kimse, dediği gibi (o dinden) olur
    .(2) Kim de kendini herhangi bir şeyle öldürürse, kıyamet günü (kendini öldürdüğü) o şeyle azab olunur.(3) Kişi, sahip olamadığı bir şey hususunda adakta (4)bulunamaz buyurmuştu. (Buhârî, Cenâiz 84, Eymân 7; Müslim, İmân 176-177 (110); Ebu Dâvud, Eymân 7 (3257); Tirmizî, İman 16 (238); Nesâî, Eymân 7; İbn Mâce, Keffârât 3 (2098); Ahmed b. Hanbel, 4/33, 34)

    Bir rivayette ise, şu ilave yer almaktadır:


    Mümin kimseye lanet etmek, onu öldürmek gibidir.(5)Herkim, mümin bir kimseyi küfürle itham ederse, onu öldürmüş gibidir. Kim kendisini herhangi bir şeyle keserse, kıyamet gününde, o şeyle kesilir. (Buhârî, Edeb 44, 73; Müslim, İmân 177 (110) )

    Diğer bir rivayette ise, şu ilave yer almaktadır:

    Kim malını çok göstermek için yalan yere bir şey iddia ederse, Allah, o enin malını daha ziyade azaltmaktan başka bir şey (6)yapmaz (Müslim, İmân 176 (110) )

    Tirmizî'nin bir rivayetinde ise, Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmaktadır:

    Kişi, sahip olamadığı bir şey hususunda adakta bulunamaz. Mümine lanet eden kimse, onu öldüren gibidir. Bir mümini kafirlikle itham eden kişi, onu öldüren gibidir. Herhangi bir şeyle kendini öldüren kişiye, Alîah, kıyamel gününde, kendini öldürdüğü şeyle azab edecektir. (Tirmizî, İmân 16 (238) )
    Bazı rivayetlerde,
    Hz. Peygamber (s.a.v)'in "Sahip olamadığı bir şey hususunda..." ifadesi yer almaktadır. (Buhârî, Edeb 44; Müslim, İmân 176 (110); Nesâî, Eymân 31; Tirmizî, İmân 16 (238); Ebu Dâvud, Eymân 7 (3257) )

    Genel Kaynak : 7 Hadis İmamının İttifak Ettikleri Hadisler ( Polen )


    1 -
    Ağacın altında yapılan bu bey'ata, "Rıdvan Bey'atı" denilir. Bu bey'at, Mekke'ye 8 mil uzaklıkta bulunan Hudeybiye'de büyük bir ağacın altında olmuştur. Bu olayın özeti şu şekildedir: Hz. Peygamber (s.a.v), hicretin 6. yılında Zilkade ayında yanında 1400 kadar sahabi olduğu halde umre yapmak amacıyla Mekke'ye doğru yola çıkmıştı. Fakat Kureşliler, Müslümanların Mekke'ye girmelerine engel olmaları üzerine Hz. Peygamber (s.a.v), Hz. Osman'ı, Kureyşlilerle görüşmesi için Mekke'ye göndermişti. Onun öldürüldüğü söylentileri üzerine Hz. Peygamber (s.a.v), Kureyşlilerle savaşmaya karar verdi. Bunun için sahabilerinden, ölünceye kadar savaşacaklarına ve savaş meydanından kaçmayacaklarına dair bu ağacın altında bey'at aldı. Fakat Müslümanlar ile Mekkeüler arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşma, İslam Tarihİ'nde "Hudeybiye Anlaşması" olarak bilinir.

    2-
    Bu yeminde maksat; "Şöyle edersem kâfir olayım, Yahudi olayım..." gibi yeminlerdir. Burada tehdit ve azab bakımından mübalağaya işaret vardır. O kişinin, bu sözüyle Yahudi olacağı veya İslam'dan uzak olacağı anlamına gelmez. Hz. Peygamber (s.a.v)'İn, "Namazı terk eden kflfir olmuştur" sözü de bu şekildedir. İbn Hacer (ö. 852/1447) ve Münzirî (ö. 656/1258)'de, bu tür sözlerle yemin eden kimsenin, Yahudi ve kâfir olmayacağı doğrultusundadır. Bu tür sözler, şeriat örfünde yemin sayılır mı, sayılmaz mı? Bu sözlerin yerine getirilmemesi halinde kefaret gerekir mi, gerekmez mi meselesi ihtilaflıdır.
    ibnü'l-Cevzî (ö. 597/1200)'ye göre; küfür olan dinlerden birine yemin eden kişi, kâfire benzer. İmam Şafiî (ö. 204/819} ile İmam Mâlik (ö. 179/795)'e göre; bu tür sözler yemin olmayıp bu tür bir sözde durmamak kefareti gerektirmez.
    İmam Ebu Hanîfe (ö. 150/767), İmam Ahmed (6.241/795), Nehaî, (ö. 95/713), Evzâî (ö. 157/774), Sevrî (ö. 161/777) ise bu tür sözlerin yemin mahiyetinde olup bozulması halinde kefaretin gerekli olduğu görüşündedirler. Örneğin, Allah zıhar yapana kefareti emretmiştir. Çünkü zıhar, günah ve yalan bir sözdür. Anılan sözlerle yemin etmek de günahtır. Bundan dolayı kefaret gerekir. Bununla ilgili olarak 213 nolu hadise bakabilirsiniz

    3-
    İnsanın nefsi, mutlak olarak, kendisinin değil, Allah'ındır. Kişi, kendi nefsi hususunda istediği gibi tasarrufta bulunmaz. Ancak Allah'ın İzin verdiği şekilde tasarrufta bulunabilir. Burada insanın, kendisini öldürmesinin günahının başkasını öldürmenin günahı gibi olduğu anlatılmaktadır.

    4- Bu, "Allah hastama şifa verirse, filanca kimse hür olsun" sözü gibi. Yine sahibi olmadığı halde bir köleyi azad etmek veya başkasının koyununu kurban etmek üzere adakta bulunan kişi, adağını yerine getirmesine gerek yoktur.
    Burada kişi, kendisine ait bir şey üzerinde değil de, başkasına ait bir şey üzerinde tasarruf sahibi olmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla da kişi, başkasıyla ilgili adakta bulunması halinde bu adağını yerine getirmesine gerek yoktur,

    5- Buradaki benzetme, günah hususundadır. Bazıları da, bunun, haram olması hususunda olduğunu söylemişlerdir. Çünkü mümini öldürmek, onu nasıl tasarruftan alıkoyarsa, lanet etmekte onu rahmetten alı koyar.

    6- Bu ifade, insanın, kendinde olmayan bir şeyi varmış gibi gösterme hususunda her İddiayı kapsamaktadır. Malı yok kendini zengin göstermek, soyunu büyük tanıtmak, alim değilken alim görünmek gibi.
    Islamdaki teslis inanci...

    Hz. Muhammed (sav) sadece bir Peygamberdir, diger Peygamberler gibi
    Hz. Muhammed
    (sav) Kutsaldir, onun yaptigi icraatlarda Kutsaldir,dolayisi ile Onu takip etmek imkansizdir,
    Hz. Muhammed
    (sav) Ilah olmasada, ilahin bir alt tabakasindadir..

    Beyninde canlandirdigin Peygamber Hangisi ?

  2. Bu üyeye Tertip Teşekkür Edenler , ALLAH cc razı olsun diyenler .

    Itri (23-07-12)

  3. #2
    Hiç bulut_bey79 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2012
    Yer
    istanbul
    Mesajlar
    1.187
    ALLAH cc razı olsun / Teşekkürler
    54
    71 Konusuna 82 Teşekkür Almış
    Tecrübe Puanı
    17

    Standart Günah işleyene kâfir denmez

    Sual: Günah işlediği sanılan veya günah işleyen müslümanlara kâfir denir mi, onlara lanet edilir mi?
    CEVAP
    Günah işleyen müslümana kâfir denmez. Çünkü Ehl-i sünnete göre, bir insan günah işlemekle kâfir olmaz. Bid'at fırkaları, günah işleyene, kendileri gibi düşünmeyen müslümanlara kâfir demek sapıklığında bulunmuşlardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Mümine kâfir diyenin, kendisi kâfir olur.) [Buhari]

    Müslümanım diyen, kelime-i şehadet söyleyen kimseye kâfir denmez. Bir savaşta, kelime-i şehadet getiren birisini öldüren kimseye, Resulullah efendimiz, (Kelime-i şehadet söyleyen kimseyi niçin öldürdün?) buyurdu. O da, (Dili ile söylüyordu ama kalbi ile inkâr ediyordu dedi. (Kalbini yarıp da baktın mı?) diyerek onu tekdir buyurdu.)

    Onun için mümine kâfir demekten ona lanet etmekten sakınmalıdır! Lanet, sahibine döner. Hadis-i şerifte, (Kul, lanet ettiği zaman, lanet edilen buna müstahak değilse, kendine döner) buyuruldu. (Beyheki)

    Sual: Günah işleyen ve ibadet etmeyen kâfir olup ebedi Cehennemde kalır mı?
    CEVAP
    Günah işleyen ve ibadet etmeyen müslümana kâfir denmez. Kâfirden başkası, ebedi Cehennemde kalmaz. Günah işleyen müslümanın kâfir olmayacağı hakkında birçok âyet ve hadis vardır. Mutezile, (Günah işleyen ve ibadet etmeyen kâfirdir) demişse de, Ehl-i sünnet âlimleri buyuruyor ki:
    Küfrün zıddı iman, günahın zıddı ise ibadettir. İmanı bırakan kâfir olur, ibadeti terk eden günahkâr olur. Amelsiz iman makbuldür, imansız amel ise makbul değildir. Kadınların, muayyen hallerinde, namaz, oruç gibi ibadetleri bırakmaları caiz ve lazım iken, imanı hiçbir zaman bırakmaları caiz olmaz. Çünkü Kur’an-ı kerimde mealen bildiriliyor ki:
    (İman edip salih amel işleyenler...) [Araf 42, Hud 23, Rad 29, Hac 50]

    Bu ve benzeri âyetler, iman ile amelin başka başka olduğunu, amelin, imanın içinde değil, dışında olduğunu gösterir. Eğer aksi olsaydı, (ve amilussalihât) sözü lüzumsuz tekrar edilmiş olurdu. Halbuki âyet-i kerime için lüzumsuzluk düşünülmez. Eğer amel, imanın parçası olsa idi, âyet-i kerimede ayrıca bildirilmezdi. Bir şey başka şeye atfedilince, ikisinin başka başka oldukları anlaşılır. (İhyâ)

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruldu ki:
    (De ki, ey çok günah işlemekle haddi aşan kullarım, Allah’ın rahmetinden [bizi affetmez diye] ümidinizi kesmeyin! Çünkü Allah, [iman ehlinin] bütün günahlarını hiç şüphesiz affeder. Elbette O, sonsuz mağfiret ve nihayetsiz merhamet sahibidir.) [Zümer 53]

    (Müminlerden iki fırka birbiriyle dövüşürse, aralarını bulun!)
    [Hucurat 9] Bu âyet-i kerimede, birbirini öldürenlere de mümin denmektedir.

    (Allah’a iman etmeyenlerin yaptıkları faydalı işler, fırtınalı bir günde rüzgârın savurduğu küller gibidir. Ahirette o işlerin hiçbir faydasını bulamazlar.)
    [İbrahim 18]

    (Kıyamet günü onların iyi işlerini, bizim için yapmadıklarından, kimler için yaptılar ise, onlara doğru saçılan ince toz hâline getiririz.)
    [Furkan 23]

    (Emekleri en ziyade boşa gidenler, dünyada güzel iş yaptıklarını sanır. Halbuki boşuna uğraşırlar, Rablerinin âyetlerine ve kıyamette Onun huzuruna çıkacaklarına inanmazlar. Biz de onların iyiliklerini yok ederiz. İyilikleri ile kötülüklerini ölçmeyiz.)
    [Kehf 103-105]

    (Kâfirlerin dünyada yaptıkları iyi işler, çölde görünen serâba benzer. Susuz kalan adam onu uzaktan su sanır. Fakat, yanına varınca, umduğunu bulamaz. Kâfirler de, kıyamette, dünyada yaptıkları iyilikleri serap gibi yapan, yani yok eden Allah’ı bulur ve hesabını Ona verir.)
    [Nur 39]
    Bu âyet-i kerimeler de, amelin, imanın bir parçası olmadığını, kâfirlerin hiçbir amelinin fayda vermeyeceğini göstermektedir.

    Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
    (İkrar ettiği şeyi, inkâr etmeyen, kâfir olmaz.) [Taberani]

    (Zina etmiş, hırsızlık yapmış, içki içmiş mümin de Cennete girer.) [Buhari]

    (Ömründe bir defa Allah’ı anan veya Ondan korkan müslüman, Cehennemden çıkar.)
    [Tirmizi]

    Müslümanlığın temeli, Allahü teâlânın birliğine ve Muhammed aleyhisselamın bildirdiği belli olan emirlerin ve yasakların hepsini, Allah tarafından getirmiş olduğuna inanmaktır. Yani emirleri yapmak ve yasak edilenleri yapmamak imanın şartı değil ise de, yapmak ve yapmamak lazım olduğuna inanmak imanın şartıdır.

    Böyle imanı olmayan, yani müslüman olmayana kâfir denir. Kâfirler, ne kadar iyi iş yapsa da, ahirette azaptan kurtulamaz. İmanın ve iman ile birlikte olan ibadetlerin ve bütün iyi işlerin dünyada da, ahirette de çok faydası vardır. Fakat imansız olana, iyi işlerin ahirette faydası olamaz. Günahı çok olan bir mümin, tevbe etmeden ölmüş ise, Allahü teâlâ dilerse, günahlarının hepsini affeder, dilerse günahları kadar azap eder; fakat sonunda yine Cennete koyar. Ahirette kurtulmayacak olan yalnız kâfirlerdir. Zerre kadar imanı olan kurtuluşa kavuşur. (Mektubât-ı Rabbani)
    http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2547

Benzer Konular

  1. Nefsini Terbiye Eden, Dertleri İle Yüzleşmesini Bilir.
    By halukgta in forum Kuran-ı Kerim hakkında bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15-03-14, 13:37
  2. ÖFKESİ İLE BAŞ EDEN; BAŞ!
    By neva in forum Makaleler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-05-11, 22:53
  3. İmamı taklit eden Adamcağız :D
    By vuslat in forum Video \ Klip \ Mp3
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 14-04-11, 23:59
  4. Eyfel Külesinden Nefret Eden FRANSIZ Yazar
    By vuslat in forum Edebi Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23-09-09, 15:15
  5. Kocasını Şikayet Eden Kadın
    By yamesin in forum Asri Saadet
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 28-04-08, 01:18

Members who have read this thread: 0

There are no members to list at the moment.

Bu Konudaki Etiketler

Bookmarks

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •