TRT-1 ekranlarında yayınlanmaya başlanan ve Filistinlilerin çektiği zulümlere parmak basan 'Ayrılık' isimli bir TV dizisinin ciddi şekilde canını sıktığı anlaşılan İsrail, Türkiye'ye 'nota' vermiş.

Aslında meselenin biraz da sözkonusu ülkenin de katılacağı Anadolu Kartalı Tatbikatı'nın iptal edilmesiyle ilgili olduğu, İsrail'in kızgınlığını belli edebilmek için diziyi bahane olarak kullandığı da söylenebilir ve söyleniyor da...

Nerdeyse her istediğini yapan ve yaptığı hep yanına kar kalabilen bir ülke profili çizen İsrail'in; yurdumuz semalarında yapılacak ve pilotlarına masum Filistinlileri daha iyi hedef alabilmeleri eğitimini sağlayacak bir tatbikatın iptal edilmesine de, Filistinlilere yapılan zulmü anlatan bir dizinin TRT ya da başka bir televizyon kanalının ekranlarından yayınlanmasına da karşı çıkması normal...

İsrail, yapıp-ettiği her türlü şeyin, ne kadar kötü olursa olsun, olmamış gösterilmesine ve eğer illa ki konuyla alakalı birtakım şeyler yayınlanacaksa, bunun mümkün olduğu kadar kendisini haklı çıkaracak şekilde yapılmasına alıştırılmış bir ülkedir, çünkü.

Bu işin; yani İsrail'in yapıp ettiklerinin görmezden gelinmesi ya da çarpıtılarak, lehine olabilecek şekilde yansıtılması işinin nasıl gerçekleştirilebildiği, ayrı ve çok uzun bir hikaye.

Kısmen sahiplik, kısmen yemleme ve kısmen de baskı ile çalışan bir mekanizmadır bu ve maalesef iyi çalışmaktadır.

İsrail'in, Filistinlilere yönelik zulümlerini insanlığın gözlerinden gizleyebilmek için, dünya çapında ciddi faaliyetlerde bulunduğu malum. Batılı ülkelerin çoğunda, İsrail ya da Yahudilerle ilgili sıradan bir eleştirinin bile anti-semitizm kapsamına alındığı, basın-yayın organlarının adeta susturulduğu, bir sır değil artık...

İsrail yetkililerinin tepkilerini anlamak mümkün de, içimizdeki İsrail-perestlerin de tıpkı onlar gibi sözler sarfetmelerini anlayabilmek, işte bu mümkün değil.

İsrail'in, Filistinlilere yönelik olarak, 1948'den beri belki yüzlerce dizi yapılsa anlatılamayacak kadar zulümler yaptığı, halen yapmaya devam ettiği, yalan mı?..

Geçtiğimiz yıl Gazze'ye yapılan saldırıda, çoğu kadın ve çocuk bin dört yüze yakın insanın katledildiği, unutuldu mu şimdiden?

Filistin'de doğup oradan dünyanın çeşitli bölgelerine dağıtılan Filistinlilerin, bir gün doğup büyüdükleri tapraklara dönebilme hayali ile yaşadıkları, hepimizin bildiği acı bir gerçek değil midir?..

Sahibi oldukları toprakların hemen yanıbaşındaki bir mülteci kampında doğan; orada büyüyen, okuyan, evlenen, çoluk-çocuk sahibi olup sonra da vefat eden insanların dramı, biraz düşünüldüğü zaman, kimin yüreğini ta derinden sızlatmaz ki?..

İnsanlara özgürlük hayali kurduran masmavi gökkubbenin altında, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi denilen küçücük bir kara parçasına tıkılıp, bütün hayatını orada teneke barakalarda sürdürenlerin suçları nedir ki, ömür boyu hapse mahkum edilmişlerdir?..

'Cici ülke İsrail' propagandası peşinde koşan İsrail-perestler, bu ülke vatandaşı olarak orada hayatını sürdüren Filistinlilere 'ikinci' hatta 'üçüncü sınıf' vatandaş olarak davranılıyor olması hususunda neler düşünürler, mesela?..

Filistinlilerin çektiklerine karşı duyarsız oldukları anlaşılan bir kesim, İsrail'in rahatsızlığını aynıyla paylaşıyor ve bu dizinin gösterilmemesi gerektiğini savunuyorlar...

Bunun iki türlü izahı var:

Ya yemleniyorlar ya da İsrail'in bundan böyle bu tür şeyler yapmayacağı şeklinde bir beklentileri var...

Hangisi dersiniz?..




Ekrem Kızıltaş - Milli Gazete