Bir güvercin kalbindeydi kendimi buluşum sanki onun kadar özgür onun kadar küçüktüm ve yine onun kadar hızlı atıyordu kalbim. Küçük bir bedene ve küçük bir kalbe sığmayacak şeylerdi aslında hislerim ve isteklerim, sığdırmalıydım belkide onları yada paylaşmalı. Çünkü artık ağırdı buı istekler ve tehlikeliydi sığmadıkları bu kalp çeperciklerinde ve yine acıydı onları hapsetmek o küçük bedene.
Paylaşım en doğru olanıydı peki kiminle, tatil amaçlı gittiğim bir uzak memleketteki yürektemi yoksa başka bir arayışta mı? Yok, yok uzak memleketteki yürek olmalı adını bile anarken ısınıyorum ve hapsetmek istediğim şeylerin bile coştuğunu hissediyorum. Beni benim kadar bilen bu yürek olmalıydı emanetimin bekçisi ve taşıyıcısı iyide nasıl? Açılmalıydım belkide anlatmalıydım içimde olanları, ona baktığımda kafamdan geçenleri ve hatta adını andığımda içimde saniyesinde oluşan verandalı köşklerin içindeki mutluluk tablosunu. Belki beraber yaşamalıydık hissettiklerimi. Bakışmalıydık göz göze ve birden kenetlenmeliydi ellerimiz sarılmalıydık amansızca çarpan kalplerimize dinlemeliydik seslerini ve bize neler anlatmak istediklerini. Belki ikimizinde saklı kalanları vardı içinde taşıdığı anlatmak istedikleri zardı, duymalıydık o kalp atışlarının ritimsizliklerinde bunları ve yine kenetlenmeliydik birbirimize sonsuzluğu kucaklar gibi sanki hiç ayrılmayacakmış gibi. Akan her zaman dilimini yaşamalıydık kendimiz için. Küçük bedenlerimizde ve küçük kalplerimizde; ama büyük insanlar gibi büyük yürekler gibi ve kendimizden büyük gibi.
Olabilirmiydi bu yapabilirmiydik bilmiyorum. Yine kendimi ve hislerimi sorulara ve belirsizliklere atıyorum çünkü daha uzak memleketteki kalbin neler taşıdığını ve nelere hazır olduğunu neler istediğini bilmiyorum.


SiirinEfendisi
23/10/2006
01:45

(Ramazan bayramı gecesi.
Evimde kalbimi dinliyorum ve uzak memleketteki ile bir cep telefonunun mesaj haznesine sığacak sözlerle konuşuyorum.)