PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Öyle çok konuşuyor ki o örtü…



medineli
13-10-09, 00:01
Kız kardeşimle sohbet ediyorduk. Bana, biraz da çekinerek, başına gelen çok ilginç bir olayı anlattı. Aynı evi paylaştığı ve başörtülü olmayan bir arkadaşıyla çarşıda alışveriş yapıyorlarmış. Biraz uzaklarında adamın biri yanındakilere “Nefret ediyorum şu başörtülülerden!” diyerek kardeşimin yanına gelmiş; nefretini yineledikten sonra elini uzatıp, kardeşimin başındaki örtüyü açmaya kalkışmış! Başı açık kızcağız şoke olmuş elbette. Araya girip adamla tartışmış başörtülü arkadaşını korumak adına; sonra da bakmışlar hadise büyüyecek, hızlı adımlarla oradan uzaklaşmışlar.
Olay, 2008 yılının Haziran ayında, Bolu’da geçiyor. Yani Benû Kaynuka çarşısında ya da 1919’ların Maraş’ında değil, Türkiye’de!
Sakince dinledim onu ve sonra gülümsedim. Doğal olarak merak etti gülümseme nedenimi. Açıkladım:
“Her şey haber verildiği gibi oluyor canım. Allah, Kitabı’nda bütün bunları bize haber vermişti zaten. Bak…”
Beraberce baktık, bugünleri fotoğraf karesi gibi aynen anlatan ayetlere:
“Andolsun, mallarınız ve canlarınız konusunda imtihana çekileceksiniz. Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden ve Allah’a ortak koşanlardan üzücü birçok söz işiteceksiniz. Eğer sabreder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız bilin ki, bunlar (yapmaya değer) azmi gerektiren işlerdendir.” (Âl-i İmrân.186)
“Kendilerine âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman o kâfirlerin yüz ifadelerinden inkârlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine âyetlerimizi okuyanlara hışımla saldıracaklar. De ki: “Şimdi size bu durumdan daha beterini haber vereyim mi: Ateş! Allah onu kâfirlere vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!” (Hacc.72)
“Şüphesiz günahkârlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
Mü’minler yanlarından geçtiğinde birbirlerine kaş-göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
Ailelerine / taraftarlarına dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
Mü’minleri gördükleri vakit, “Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir” diyorlardı.
Hâlbuki onlar, mü’minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi!
İşte bugün de mü’minler kâfirlere gülerler.
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
Nasıl, kâfirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı!?” (Mutaffifîn.29-36)
Ayetleri okuyup, Rabbimizin yüceliğine bir kere daha şahit olduktan sonra, kardeşime, eve döndüklerinde yanındaki arkadaşının nasıl tepki verdiğini sordum. Kızcağız girdiği şoktan çıkamamış uzun süre. “Bak” dedim kız kardeşime “Senin o arkadaşın, örtülülerin yaşadıklarını bire bir gördü. Bundan sonra asla diğerleri gibi bakmayacak olaya.”
Bu bile bir kazanç değil miydi? O nasipsiz adam, ‘bacımın örtüsü’ne elini uzatırken, ‘karşı cephe’ye bir sempatizan daha kazandırdığını aklına getirmiş midir acaba? “Mevla sürprizleri sever!”
* * *
Evet, zor günler…
Ama bu zorlukları Allah katında kolaylıklara ve ecirlere dönüştürmek de, başörtülü kardeşlerimizin elinde. Öyle çok konuşmalarına, sloganlar atmalarına, birilerini ‘haklı’ olduklarına inandırmak için uğraşmalarına hiç gerek yok. (Başlarındaki örtü zaten, Cihan Aktaş’ın deyimiyle ‘çok konuşkan’!) Örtülerini vakar içinde, örtülü olmanın gereklerini yerine getirerek, Müslümanları mahcup etmeden, örtü üzerinden İslâm’a saldırmak isteyenlere prim verecek hatalara düşmeden, Allah nasıl ve niçin emrettiyse o şekilde taşısınlar, yeter…
İşin bundan sonrasında Mevlâ bizzat devreye girecektir. O devreye girdikten sonra, kim devrede kalabilir ki artık?
* * *
Başörtüsü uzun uzun yazılabilecek bir konu. Bu yüzden de çabuk tüketilebilecek bir konu. Ben sadece bir hususa daha işaret etmek istiyorum:
Başörtüsü konusu tartışılırken, savunan tarafın ısrarla altını çizdiği bir şey var: “Biz başörtüsünü siyasi bir simge olarak değil, dinî bir vecibe olarak takıyoruz”. Bu, ilk bakışta makul bir gerekçe gibi gözükse de, tekrar, yakından bakıp sormak lazım: Acaba, gerçekten öyle mi? Acaba, başörtüsü siyasî bir simge değil mi?
Simge, bir hareketi, bir yapıyı, bir felsefeyi belirten işarete denilir, malumunuz. Bu noktada, başörtüsünün bir simge olduğu kesin. Müslüman kadının işareti, remzi, alametidir başörtüsü. Müslüman, evrensel doğrular olarak iman ettiği kendi değerlerini, içinde bulunduğu toplumda temsil etmekle görevli olduğuna göre, bir Müslüman kadının başındaki örtü, dinî bir kıyafetin çok ötesine geçer; temsil ettiği düşünce sisteminin bir alamet-i farikası haline gelir. Bu yönüyle, başörtüsü, bal gibi siyasî bir simgedir ve böyle olması da suç değildir!
Kanaatimce, başörtüsünü savunurken, onun siyasi bir simge olmadığını söylemek, Müslüman kadının toplumu dönüştürme noktasında hiçbir rolünün bulunamayacağını, insanlığa söz söyleme / alternatif üretme yetkinliğinin olmadığını dayatan zorbalara zımnen destek vermek demektir.