PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Çaresizliğin Girdabında Delice Sevmişlik



Meltem Büşra
12-04-09, 19:53
"Ne acı!. . . Onu tüm aşkların toplamı denli seviyorum ki, ama bunu kalbimden başka kimseye söyleyemiyorum. Mırıldanamıyorum bile. . Fısıldamam bile mümkün değil bu girdapta.

Ne korkunç!. . . Onu her an kaybedebilirim, hem de sessizce, habersizce, yitirilmişce. . . Ki başladım kaybetmeye, nazlı nazlı akıp gidiyor hayatımdan bir vedaya doğru. .

Gözlerimi kapatıyorum ki bu hakikati görmeyeyim diye; kulaklarımı en sessizliği bulana kadar sağırlaştırıyorum ki bu hicranı duymayayım diye; ve tüm bu yükümlülüğe rağmen, dilimi öyle lâl eyliyorum ki "seni seviyorum" demeyeyim diye. . . Tüm yıkılmışlığıma rağmen. . . Yüreğimde an be an büyüyen ve derunuma yer ettikçe eden sevdanın bergüzarlığına rağmen. . . "Seni Sev(m)iyorum!!!". . . "

Aynı sözlerdi bunlar. Aynı muhasebe, aynı acı itiraf. . Her günün bitiminde gün batımını seyre dalarken yüreğinden satır satır geçen bu serzenişleri dinler ve karalardı günlüğüne. Yazarken bile tereddüt ederdi; birileri okur mu diye, birileri anlar mı gözleirndeki-sözlerindeki aşk'ı diye, kalbine, evet kalbine bunu inkâr edemez diye. .

Ona yasak olan bir aşktı bu. . . Âh, çok uğraştı bu raddede sevmemek için, çok çabaladı yüreğinin kapılarını ona karşı sonuna kadar kilitli tutabilmek için, çok dua etti bu hataya (!) düşmemek için. . . çok. . .

Olmadı. . Nefsine, kalbine, benliğine yenik düştü. . Çoğu kez kendi kendine bile itiraf edemedi bunu. Çünkü kendinden bile saklamalıydı bu aşkı. Kendi yüreğine bile sezdirmemeliydi -ki yüreğindeydi zaten, bu ne zordur bilir misiniz?. . .

Beceremedi; sevmemeyi beceremediği gibi, sevdiğini gizlemeyi de beceremedi. Bir şeylar yapmalıydı ama! Ya bu imkânsız aşk'ı olunabilir hâle getirmeliydi ya da aşk'ını kalbinden canını yaka yaka, mahvına sebep olacağını bile bile çıkarmak mecburiyetindeydi.

Peki hangisini tercih etmeliydi bîçare genç? Hangi zor seçimi "DELİCE SEVMİŞLİĞİNE" rağmen hayatına geçirmek vecibesindeydi? Hangisini bu yüklerden, hangisini?. . .




21 Ağustos 2008 Cuma - 02:32




Yarını sabırsızlıkla bekliyordu; bugünü de beklemişti büyük bir hasretle aslında, dünü de. . . Her günü onu görmek için bekliyordu bu delice sevmişlik kalbine girdi gireli. Bu elinde olmayan bir histi. Düşlerinde olan, gecelerinde aydınlanan, seherlerinde açan, saat tik-taklarında duyduğu. . .

Yarına son yarım saat kalmıştı. Günlüğünü aldı yine eline ve o'nlu ama o'nsuz geçen bir günün daha özetini düşmeye başladı beyaz sayfalara. .

//. . . Mürekkebim tükense şimdi!. . . Şu satırda, şu kelimede, şu mânâ ve şu duyguda. . Anmak bile istemiyorum adını Allah'ım! Her an katlime sebep. . Bu nasıl ızdırap? Yakıyor benliğimi. Aşkın med-cezirini yaşamak ne zormuş. . Ölümcül bir hastalığın sıkıntısını çekiyorum sanki. . Ha öldüm ha öleceğim. . Yol göster Rabbim! Yol göster kayıplığıma. Aşk'ın doğru yolunu göster. Yürüdüğüm yoldaki engebeleri kaldır, kaldır ki Sana ruhu yaralarla gelmeyeyim. . Bu duygu benliğimi esir alıyor Rabbim! Yardım et. . Mecalsizim, incinmişim, mahcubum. . . Kalbime ferahlık ver!. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . //

Satırlar, her bir cümlede bir gözyaşı tadar uzuyordu sevdaya. Yarına girmişti çoktan, gecenin ilerleyen saatlerinde farketti bunu. Defterini kapatıp yastığının altına koydu ve kalemi ağzına alıp kalemden intikam alıyormuşçasına ağzına evirip çevirmeye, sallamaya başladı. Bu melâlini hafifletiyordu ona göre. Bir yandan da penceresinden odasına sızan ışığın geldiği noktaya, aya ve yıldızlara bakıyordu.

"Yıldızlar kadar çok seviyorum seni; ay gibi bir tanemsin benim. " diye geçirdi yüreğinden, biraz da serzeniş katarak kelimelerine. . Uykusuzca ve düşlerle ve karışık duygularla ve vicdan hesaplaşmalarıyla ve o'nun aşkıyla sabah etmişti bir geceyi daha. Kulağına değen bir ezan sesiyle kendine geldi ilkin. Kalkıp namazını kıldı ve dua'ya durdu. . Her gece, tan vakti, secde ve avuçlarını indirmediği her manevi vakitte olduğu gibi. . . Yine niyazlarında gizemlice o vardı. Sözlerinin esrarına saklıyordu onu. "Rabbim, kalbimden geçenleri şüphesiz benden daha iyi bilir" diye gönlü huzur içinde dua'nın gizinde arıyordu onu.

"Ey Rabbim! Aşkın onulmazından Sana sığınırım. Kalbimi aşkınla öyle bir doldur ki; hiçbir beşeri aşk giremesin bu kalbe. . . . . . . . . . . . " Dua dua mırıldanırken sevdasını, şafak ta sökmüştü yüreğinden tüm gecenin efkârını çekerek. . . Tam bir hafta olmuştu onu görmeyeli. Ölüm gibi acıydı bu sanki. Ne olurdu bugün görsündü artık onu.

Aklında birbiri ardınca sorulan hesapların karşısında yüreğine bile cevap veremez bir halette çıktı yola. Ne yapmalıydı? Ona onu sevdiğini açıklamalı mı, yoksa aylardır olduğu gibi sadece varlığını hissetmeyle mi yetinmeliydi? Ki tüm bu tezat hesaplaşmalarla adımları sıralarken bilinmez bir sevda yoluna doğru, aniden tutuldu ayakları; beraberinde dili. . Karşısında o vardı! Eli ayağı boşaldı bir an. Ne kadar belli etmemeye çalıştıysa da aylardır kalbine gömdüğü aşkın ağırlığı bir an çöküverdi ve gözlerine bir kaç damla yağmur misali yaş düştü. Sevdiği kız yanından geçerken bir an durakladı. Bakışlarında ikileme yaşayarak; "Yağmuru çok severim; düştüğü her canlıya hayat verir. Yalnız. . . yalnız gözlerine düşmesi biraz sarstı beni; yakıştıramadım mahzun gözlerine. . . " dedi ve gül nazıyla tebessüm ederek uzaklaştı ondan. Yoluna devam etti, arkasına bir kez bile bakmayacak kadar kendine bir ertemle.

Ne demek istemişti bu sözlerde? Neyi imâ etmeye çalışmıştı ona? Bir şeyler mi anlatmayı arzulamıştı acaba? Dilinde tutsak kalmış harfleri bir araya getiremedi ki tek bir kelime çıkmadı ağzından. Her vakitte olduğu gibi bu vakitte de susmak yüklendi yüreğine. Öylece durdu bir süre; afallamıştı onu görünce. Neden sonra aklına geldi onunla bugün konuşmak istediği. . Arkasına hızla ve büyük bir umutla dönüp baktı ki, o an yıkıntıların en şiddetlisini yaşadı. Deliler gibi sevdiği, uğruna uykuları haram bilip gözlerine geceleri yüreğinin nöbetine çıktığı, bir haaytı karşısına aldığı masum aşkının hitabı başka biriyle buluşmuş ve el elelerdi. . .

Ayakları tutmuyor, dudakları ağlamaklı bir edayla titriyor, kalbi yerinden fırlayacakmışçasına atıyordu. Bir an gözleri karardı. Koca dünyada nefes almıyordu sanki. Umutlarından bir tutam eser kalmamıştı artık. "Allah'ım! Allah'ım! Ne. . . Ned. . . . . . . . . . . . " Sustu. Gözlerini sıkıca kapattı ve her zamankinden daha çok ve anlamlı sustu şimdi. . .

Hayat nasıl devam edecekti bu saatten sonra yaralı genç için? Bir umutla bakıyordu hayallerine, o umudu da kaybetmişti o vakitte. Kulaklarında sinesini patlatırcasına çınlatan o sözler tekerrür etti:

"Yağmuru çok severim; düştüğü her canlıya hayat verir. Yalnız. . . yalnız gözlerine düşmesi biraz sarstı beni; yakıştıramadım mahzun gözlerine. . . "


22 Ağustos 2008 Pazar - 01:31



Darmadağan olmuş bir yüreğin, hangi parçasını bir araya getirdiyse hep onu gördü hayatın kırıklarında. Hangi günahından dolayı hesap sormalıydı kendine? Bir beşer için benliğini, şuurunu, her şeyini yitirmesine mi, sevmesi her halûkarda yasak olan bir güzele kördüğümle bağlandığına mı?

Suskunluğa bürünmüştü o günden sonra. Ne konuştuğuna şahit olan biri oldu, ne de gözünden tek damla yaş aktığını gören. . Kime konuşuyor, kime ağlıyordu peki? Meçhuller, sualler ve karanlık geceler. . . Ve; geceyi tam gün eden gündüzün kâtili yâr. . . Yüreğine ve diline kilit vurmuş, içindeki en kuvvetli naraları kâğıda haykıran bir şair edasına büründü. Her geceye bir kalem tüketti; her özleme bir "ah", her "ah"a bin sitem kondurdu gizliden.

// Uyandığım gecenin sabahında yine sensizim
Gül bahçesi ömrümün dikenleri batıyor canıma
Kanıyorum; aka aka bir damla kan kalıyorum ruhumda
Sessiz intiharlar saplanıyor dimağama
Ölüyorum; kapatmaya çalıştıkça gözyaşı tutuyor gözlerimi. .
Sensizliğin gerçekliğini yaşamamak için, senliliğin hayallerine dalıyorum
Kördüğüm bir vaktin eşiğinde kalakalıyorum; senli olmayan sensizliğe dair. . //

Unutulmaya yüz tutmuş bir kimlikle sarsıldı bir an. Korkuyordu aynalardan. Kendini değil de, gözlerindeki sevgiliyi görmekten. Aylardır ayna ile bir araya gelmemişti. Uyanamadığı bir kabusun baş rolünü oynamaktan bitap düşmüştü. Kimseyi aramaz, okuluna gitmez, kendisinden haber alınamaz duruma sürüklenmişti; bir delice sevmişlik yüzünden. . . Bir sabah gözleri uykusuzluktan morarmış, gözyaşlarını içine akıtıp ta gözlerine bir damla yaş düşürmemekten yüzü solmuş bir vaziyette aynanın karşısında buldu kendini. İşte uzun bir zamandan sonra ilk g/özyaşı o anda süzüldü yanağına.

Cebinde biriktirdiği şiirleriyle, gözlerinde tuttuğu yaşlarla, aylar sonra ilk kez dışarıya çıktı. Yolunun nereye çıkacağına bilmeden düştü önünde uzayan bilinmezliğe. Adımlarını ardı ardına sıralarken, bir deniz kenarına inivermişti. Lâkin, bilmiyordu ki canını hem paramparça eden, hem de yine can kırıklarını hayata bağlayan yâr da denizin maviliğine ve meltemine sığınmaya gelmişti. Bîçare gencin gözleri, alabildiğine denizin dalgalarındaydı. Tâ ki; omuzuna konan o elin tılsımıyla kendisine gelene dek. . .

// Şimdi tenha bir vakitte, hissiz duygular hakim oluyor; zihnimde ve yüreğimde. . .
Düşünüyorum; çaresiz gece mahkumu yıldız misali. . .
Senden önceki özgürlüğümü ve senden sonraki tutsaklığımı. . . //



gece'ye on kala
on iki eylül ikibinsekiz



Hiç beklemediği bir durumun içindeydi. Hazırlıksızdı; perperişan, mecalsiz, vakitsiz. . . Bir yağmur damlası daha düştü o an gözlerine. Kız, bir anne şefkatiyle gencin yüzündeki yağmur misali aşk soluyan gözyaşını sildi. Gözlerindeki büyük bir ferle bîçare âşığın gözlerine baktı; hem de gözlerini bir an olsun başka bir yöne kaçırmadan. Bu ne anlamlı bir bakış! Adeta konuşuyordu, hiç susmadan.

Çaresizce, hissettirmeden, belki de hissettiren fakat belli etmemeye çalışan âşık genç, elini cebinden çıkarırken, cebinde biriktirdiği şiirlerden birini düşürdü yere. Aynı anda şiirin yazılı olduğu kâğıda ilişti gözleri; ve yine, aynı anda şiire uzattılar ellerini, ardından duraklayıp yine anlamlı bakışlar bıraktılar, hem martılara, hem de denize; belki de sadece birbirlerinin yüreklerine.

"Lütfen!" dedi kız ve kâğıdı gençten alarak şiiri okumaya başladı. . .

// Bak, yine sensizim
Sensiz bir hiçim
Duy, sensiz bastığım çığlıklarımı
Tut, senden yana azad ettiğim duygularımı

Uyandığım gecenin sabahında yine sensizim
Gül bahçesi ömrümün dikenleri batıyor canıma
Kanıyorum; aka aka bir damla kan kalıyorum ruhumda. .
Sessiz intiharlar saplanıyor kalbime
Ölüyorum; kapatmaya çalıştıkça gözyaşı tutuyor gözlerimi. .
Sensizliğin gerçekliğini yaşamamak için, senliliğin hayallerine dalıyorum
Kördüğüm bir vaktin eşiğinde kalakalıyorum; senli olmayan sensizliğe dair. .

Sana doğru koştuğum yol uzuyor
Adımlarımın arasındaki boşluğu en son mesafesine ayarlıyorum
Yürüyüşlerime hız katılıyor korkumun soluğundan
Gözlerim yol bitimine dikmiş bakışlarını
Heyecanla çarpan bir yürekle, son hız atıyorum adımlarımı
Yetişebilirim umudu, ayaklarıma yoldaş oluyor
Yakalayabilirim güvencesi, elimden tutan destekleyicimdir
İşte yanındayım sedası, azalarımın şah damarı mevkinde
"Yolculuk bitti" derken, yolun daha en başında olduğumu görüyorum
Ne tarafındasın ki bu sınırsız uzayan yolun
Sana koştuğum yol sonlarında şaşkınlık sarıyor bedenimi?
Dur ki ışığını gördüğüm yerde, yürümeden olayım yanıbaşında
Yüreğimi açtığımda, elimi uzattığımda, sesine seslendiğimde;
Yüreğim kapalı, ellerim boş, sesim tınısız kalmasın. . .

Haykırışlarımda artık bir nida kalmadı
Senin beni duymanı beklerken, ben kendimi duyamıyorum şimdi
Çığlıklarım dudaklarımdan çıkan bir feryat olmaktan vazgeçti
Yüreğimin dehlizlerinde kulaklarımı sağır edercesine yükselen bir sessiz çığlık!
Sensizliği duymamak için tıkıyorum kulaklarımı
İçimden fırlattığım bir sessizlik yapışıversin diye kalbine
Duydun mu şimdi sensiz haykırdığım sayhanın esrarını?
Sarsıldın mı kavuran bir sevgi yetiminin acısıyla?

O halde sahip çık geç kalmadan
Azad ettiğim senden yana ne varsa bir sığınış olarak ruhuma yerleşenlere
Tek başına kalmak istemiyorsan duygular arasında
Tut salıverdiğim anlamları
Bendeki sen'i. . .
Terkediyorum senden kendimi, benden hüzünleri
Yanıma sadece düş alıyorum
Bitmeyecek yolumun sarp dağlarını, zor zamanlarını aşabilmek için
Yok sana ihtiyacım yalnızlıklarında bu muazzam şehrin
Ben aldığım nefesimi sensiz de verebilmeye hazırlarım yüreğimi
Ya sen git benden, alabildiğin her şeyi beraberinde götürerek
Ya da ben gideyim, her şeyi sana bırakarak
Kendimi bile. . . //

Yağmur bu kez güzel kızın gözlerine düşmüştü. Ne de yakışmıştı çehresine. "Neden daha önce söylemedin?" dedi, ağlamaklı bir sesle. "Başka biri vardı yanında, ellerini tutuyordu hem de" diyebildi, kısık bir ses tonuyla; başı önde. . Daha fazla dayanamayarak genç âşığın boynuna sarıldı güzel kız. Bir yandan sesinden delice esen bir aşk rüzgârıyla konuşuyor, bir yandan da yağmurları ağlıyordu "o an"a. . .

"Hepsi senin içindi! Beni seviyorsan, bu duruma dayanamayıp gelip bana beni sevdiğini söylemen içindi. Hiçbir şey dememen, sessiz kalman, beni sevmediğin anlamını taşımaktı. " dedi. Delikanlı sustu ve anlamlı bir tebessüm gönderdi kızın yüreğine.

"Bilir misin yâr! Ben en çok susmalarla konuşurum. Kaç defa bu çaresizlik girdabında boğulmaktan zor kurtardım kendimi. Hep sustum, sustum ve yazdım. Yazdım ve dualar mırıldandım Rabbime. Hay Allah!" dedi ve iç çekerek bir gülümsemeyle "dualarım kabul oldu sanırım" dedi. Birlikte tebessümle nazar ettiler.

Bu suskun aşka deniz ve martılar şahitlik ettiler. Şiir konuştu, yâr ağladı, aşkları artık yüreklerini sımsıkı sarmaya başladı. Delice sevmişlikleri, bir ömür devam etti Rabblerinin izniyle. . . Ne mutlu onlara!. . .


6 Ekim 2008 - 22:33



Meltem Büşra

neva
17-04-09, 13:17
çok güzel olmuş bu ya. edebi bir eser gibi.aşk mükemmel anlatılmış.gerçekten çok etkili ve şairane bir yazı.böyle güzel ve devrik cümlelerle yazılmış yazılara hayranım.teşekkürler meltem büşra...
aşkşairi okudumu acaba bunu..?

Meltem Büşra
17-04-09, 13:50
Eyvallah, beğendiğinize sevindim. Devrik cümleleri ben de severim. Bir yere bağlı kalarak yazmak zordur. Zaten edebiyattan çok anlamam, yazdıklarım kendi gönül ve ruh dünyamdan yansıyanlardır.

Aşk Şairi'nin okuduğunu sanmıyorum; belki uzun gelmiştir ona. :)

Teşekkürler.

ÇobanYıldızı
18-04-09, 23:26
aşk güzeldir
ama aşık olup yanmak daha güzel

Nihade
31-12-10, 00:03
Destan gibi maşallah boşuna ziyaretçiler hergün okumuyor:)

TuSeM
23-01-11, 22:03
hayran kaldim...cok güzeldi
kaleminize saglik...