PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ya Muhammed! Sen olmasaydın cennet yaratılmazdı, sen olmasaydın cehennem yaratıl



AskSairi
03-03-09, 17:47
Soru
Hıristiyanlar İsa aleyhisselamı tanrı yaptılar. Onlara göre İsa olmasaydı kainat yaratılmazdı. Göklerde ve yer yüzünde görünen ve görünmeyen şeyler, tahtlar, egemenlikler, yönetimler ve hükümranlıklar… Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratılmıştır deniyor. Bu bizim peygamberimiz için de söyleniyor. Acaba bu anlayış Hıristiyanlıktan geçmiş olabilir mi?


Değerli Kardeşlerimiz;

- Kaynaklarda, “Onlara göre İsa olmasaydı kainat yaratılmazdı” şeklinde bir bilgiye rastlayamadık.

- Peygamberimiz için rivayet olduğu söylenen “Sen olmasaydın kâinatı yaratmazdım” ifadesinde “tanrılaştırma” diye bir şey söz konusu değildir.

Evet, hadis otoritelerine göre bu rivayetin sağlam bir aslı yoktur. Fakat, manası sahihtir. (bk. Aclûnî, 2/164; bk. Leknevî, el-âsaru’l-merfua, 1/44)

- Deylemî, İbn Abbas (r.a.)’tan merfu hdis olarak şunu rivayet etmiştir:

"Cibril bana geldi ve dedi ki: Ya Muhammed! Sen olmasaydın cennet yaratılmazdı, sen olmasaydın nâr (cehennem) yaratılmazdı."(Kenzu’l-Ummal, h. No:32025). Bu hadis yukarıdaki hadisin manasını desteklemektedir.

- Hadisin manasını, bütün her şeyin sırf Hz. Muhammed(a.s.m)’in şahsı için yaratıldığı şeklinde anlamak yanlıştır. Anlatılan hususu şu iki noktadan değerlendirmek gerekir:

Birinci nokta: Değer bakımından bütün kâinatın merkezinde oturan hayattır. Hayatın merkezinde ise, şuur vardır. Şuurlu varlıklar arasında ise, en değerli varlık insandır. İnsanlığın merkezinde en nuranî şahsiyet ise, bütün kâinatın iftihar tablosu olan Hz. Muhammed’dir (a.s.m). Hadiste, insanların bu değerli konumu, onların en büyük temsilcileri olan Hz. Muhammed(a.s.m)’in eşsiz şahsiyetiyle vurgulanmıştır.

İkinci nokta: Kâinatın yaratılış gayesi, yüce yaratıcının varlığı ve birliğini tanıtmak ve onun hak mabud olduğunu gönüllere nakşetmektir. Özellikle şuurlu varlıktan cinlerin ve insanların sırf bu görevle yükümlü tutulduğunu “Ben cinleri ve insanları sırf beni tanıyıp yalnız bana ibadet/kulluk etsinler diye yarattım”(Zariyat, 50/56) mealindeki ayetten anlamaktayız.

Allah kendini özellikle şu iki kitapla tanıtmak istemiştir:

a. Ontolojik vahyin eseri, hârika bir nizam ve âhengin örgüsü olan kâinat kitabı.

b. Diğeri ise, bu kâinat kitabının ezelî bir tercümanı ve tefsiri olan ve bütün semavî kitapların esaslarını ihtiva eden Kur’an-ı kerim.

İşte gerek kainat kitabı olsun, gerekse Kur’an olsun, Hz. Muhammed(a.s.m) gibi bir muallim olmaksızın, tamamen anlaşılmasının mümkün olmadığı bir gerçektir. Halbuki, anlaşılmaz bir kitap -ne kadar güzel olursa olsun- onu anlatan, açıklayan bir muallimi yoksa, o kitabın manasız bir tomar kağıttan farkı kalmaz.

İşte hadiste, Allah’ın en büyük tarifçisi/tanıtıcısı olan bu iki kitabın yegâne muallimi olan Hz. Muhammed(a.s.m)’in “şahsiyet-i Muhammediye” denilen bu unvanı dikkatlere sunulmuştur. Bu açıdan bakıldığında, her şeyin şahsiyet-i Muhammediye için yaratıldığını söylemekte bir sakınca yoktur. Bu sebeple, ortada şaşkınlığa yol açan bir durum söz konusu değildir.

http://www.sorularlaislamiyet.com/subpage.php?s=show_qna&id=83124